25 Ağustos 2011 Perşembe

rafa kaldırılan gülücük..

Belkide hiçkimseyi dost kabul edemediğim için, kimse ile konuşamadığım için, insanları dinleyebiliyorum.. elimden, aklımdan  gelen birşey varsada esirgemem.. Esirgemeye girdiğim an yada amann bananeki dediğim an üzüntü anlarım başlar.. Aslında her halukarda bu üzüntüyü verirler.. Esirgemesende...
Çünkü dost dedigin, sürekli laf üreten değildir..Bakalım neler yapabiliriz diyebilendir..
Bazıları (mesela ben) hak etmediğini düşündüğü yada kendine konduramadığı acıları paylaşamıyor......
Herkese duygular paylaşıldığı sürece, üzüntü ise azalır mutluluk ise çoğalır diyen ben.. Tüm üzüntülerimi cebimde biriktiriyorum.. belki unuturum ve birgün elimi cebime atıp buldugumda da gülerimm amannn buda neydi ki diye.. Cunku yenilen acılar yenildikleri andan sonra gülücük vermeye başlıyor..
Karsımdaki insanı ayna misali düşünürüm genelde.. ben nasıl davranırsam ona yanısr ve aynı şekilde bana döner.. Ve paylaştığımda ya benim için üzülür ve beni gördükçe ''imrenirdim bende, ama onunda üzüntüsü varmış'' dermi diye.. Ne bileyim ama her halukarda bazı şeyler varki ne karakterime ne kişiliğime nede kendime yakıştıramıyorum işte.. Cuval giysem yakışır bana diyen ben bunları giymeyi yakıştıramıyorum..
Çunku haketmiyorum ama biliyorumki ben istediğim için bendeydi bu üzüntüyü bana veren..
Bu yüzdendir ki insanlar beni gördükleri kadar bilsinler derim.. Gerisinin kimse için bir önemi yok zaten... ben hali hazırda savasıyorum. yenilmeden..
Her sabah ,, büyüklerimiz dediyse mutlaka vardır bir bildikleri diyerek inatla yatağın sağından kalkar ve baaklım ne değişicek der... eve geldiğimde rafa kaldırdığım gülücüğümü takınır,perdeyi yeni doğan gün için açar ve sahne alırım... Hayatımda başrolü oynuyorum ve bilirsiniz ki oyuncular asla üzüntüsünü sahnede belli etmezler....... ;))
Ebruli.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder